|
Sevgili Özdemir Abicim,
Gün geçtikçe daha iyi anlıyorum ki, şu tiyatro tutkusu,
tutkuların en başka olanı. Baksana, Brian Friel’in , Çehov'un
bir öyküsü ile iki oyunundan esinlenerek yazmış olduğu, Mehmet
Ergen’in dantel gibi işlediği “İki Hayat Sonra”sı, seyirci
yokluğundan sahneden kalkarken, aynı Mehmet Ergen: “Tiyatro
dünyasına yeni oyunlar kazandıracağım,” diyerek, “Yeni Kuşak
Tiyatro”yu kuruyor. Herkes yanıyor yakılıyor, ama kimse pes
etmiyor. Helal olsun vallahi.
YAP SÜTLAÇLARI, AL PARALARI. NE NE GEREK SENİN TİYATRO!
Pes etmeyenlerden biri de, biliyorsun Nedim Saban’dır. Saban,
Tiyatrokare’sinde, bu kere Hollywood ve Broadway’de birçok
filme ve oyuna imza atmış, “Amerikanyalı” eleştirmenler tarafından
2002 yılının en cesur ve en sürpriz komedisi olarak değerlendirilen
Elanie May’in bir oyununu, “Yetişkinlere Özel – Adult Entertainment”ini
almış. Bu cesur ve sürpriz komediyi nasıl işlemiş, kimler
neyi nasıl oynamış bunlara daha sonra değineceğim, gerekirse
deleceğim, ama önce oyun metnine geleyim.
GİDİŞATI PORNO YILDIZININ YÜREĞİNDEN İZLEMEK
Elanie May, Bora Özcan’ın pek güzel altını çizdiği gibi,
yaşamın akıp giden yanına bakmayan, tekdüzelikte kaybolan
bir siluetin yazgısı, geleceğe ne kadar kalabiliri sorgulamış.
Yaşamın bir yerinde çıkış yolu bulmanın, labirenti baştan
yaratmak anlamına geldiğini vurgulamış. Elanie May, yaşamın
kurgulanmamış ve planlanmamış “gidişat”ını dört porno yıldızının
yüreğinden seyrettirmek istemiş.
DEĞİŞİME UĞRAYAN MARJİNAL KAHRAMANLAR
Heidi-the-Ho (Yeşim Kızılçeç), “Amerikanya”da kablolu
televizyonda seks filmleri endüstrisini temel alan bir talk-show
hazırlamaktadır. Programın konukları ise, Frosty Moons (Nazlı
Tosunoğlu) Guy (Galip Erdal) ve Vixen (Ayşe
Tolga)’dir. Sahneler, filmlerdeki kareler gibi akıp gider.
Ancak bu akış, Yale Üniversitesi mezunu bir senaryo yazarı
olan Gerry’nin (Fatih Gülnar) çıkagelmesiyle kırılma
noktasını bulur. Gerry, pornografik filmlerde bile sanatın
kapısını aralamaktan bahsetmektedir. Uç noktalarda yaşayan
bu dört insanın yaşam eğrilerinin sanatın ne kadar uzağında
olduğu bellidir. Umursamazlar. Esas olan, filmi yapmak ve
stüdyo kirasını ödemekten ibarettir onlar için. İlk başlarda
sisli puslu görünen Gerry’nin düşünceleri, giderek porno
yıldızlarını etkiler. William Butler’a, Yeats’e, Gustave
Flaubert’e, Shakespeare’e, hatta ve hatta Yunan mitolojisine
kadar giderler. Porno yıldızlarında sanatın izleri görülmeye
başlar. Sanat adına uğraş verdikçe, sorgulama başlatırlar
ve yaşamın ayırtına varmaya başlarlar. Marjinal kahramanlarımız
edebi bir değişime uğramaktadır. Sonuçta, beklentiler yaşamın
ta kendisine dönüşür.
İLGİNÇ, İRDELENMESİ GEREKEN BİR KONU
Gerçekten konusu hayli ilginç bir oyun bu. İyi de yeterince
açık mı? Özdemir Abiciğim, bence değil. Oyun, televizyon
kanallarına daha fazla gönderme yapamaz mıydı? Marjinal insanların
kendilerini sorgulamalarını daha saydamlaştıramaz mıydı?
Sanatın iyi yapıldığı takdirde, seksi bile değerlendireceği
gerçeğine daha yakından bakamaz mıydı? Gerçekler, sahte sanatçıların
yüzüne daha bir vurulamaz mıydı? Kusura bakma, metni okumadığım
için bir şey diyemeyeceğim.
SABAN’IN SAHNELEMESİNE SÖZ YOK
Nedim Saban, karakterlerin acıklı dayanışmasını, sanat
yolundaki trajikomik serüvenlerini başarıyla sahneye aktarmış.
Bir de, medya eleştirisini daha bir keskinleştirebilseymiş. Fatih
Gülnar “ıspat” derken düzeltebilseymiş. Nazlı Tosunoğlu’nun
“ta ki” belirtecini “taki” olarak kullanmasını engelleyebilseymiş...
Anlayabileceğin gibi Özdemir Abi, bunlar benim Nedim Saban’a
küçük takılmalarım. Yoksa “hatasız kul” var mı be Abi! Ama
gerçekten anlayamadığım husus, porno yıldızlarının geçkin
mi, yoksa genç mi oldukları. Birinci şık geçerliyse Ayşe
Tolga pek genç kalıyor da!
FUAYEDEKİ ECE GÜRSEL, VALLAHİ SAHNEDEKİLERDEN DAHA SEKSİYDİ
Zeycan Monteleone ’nin çevirisi kötü değil. Gamze
Şatana’nın dekoruna sözüm yok da, kostümlerini zayıf
buldum. Hele hele, sadece Ayşe Tolga’nın “paillette”
şortunu, ikinci bölümde kot etekle değiştirmesi; Fatih
Gülnar’a deri palto giydirmekle yetinmesine şaşırdım.
Porno yıldızlarının seksapellikleri de pek zayıf kalmıştı
Özdemir Abi. Hıncal Uluç’un gala akşamı yanında duran (kıskanmıyorsam
namerdim, helâl olsun vallahi) “sweetheart”ı Ece Gürsel
bile, sahnede porno yıldızlarını canlandıranlardan daha
seksi giyinmişti ayol! Kemal Günüç’ün müziğine eyvallah
da, Metin Çelebi’nin ışığını beğenmediğimi açık
yüreklilikle söylemeliyim. Sanki kullanacağı ışık türünü
önceden saptamamış gibime geldi. Çelebi, geçici
ya da kalıcı hiçbir olgunun algılanmasını ne yazık ki sağlayamamış.
GALİP ERDAL: “TİTRE VE KENDİNE GEL”
Seks filmi yönetmeni Guy rolünde Galip Erdal’ı çok
kısa bir süre önce “Çok Yaşa Komedi”de izlemiş, g övdesini
duygularının hizmetinde tutma yeteneğini öve öve bitirememiştim.
Canlandırdığı karakterlerin dış görünüşünü, kostümünü, yürüyüşünü,
hareketlerini ve benzeri olguları içsel gözüyle görüyordu,
belliydi. Guy rolünü sevmemiş mi ne!
TORUNDA ÇOK İŞ VAR
Televizyonda show programı sunan seks yıldızında Yeşim
Kızılçeç “eh” kıvamında. Kariyerinde daha üst noktalara
ulaşmayı hedefleyen porno filmler oyuncusu Jimbo’da Rıza
Karaağaçlı görevini eksiksiz yapıyor. Hafif çocuksu,
şaşkın seks yıldızında Nazlı Tosunoğlu ve Gerry’de Fatih
Gülnar iyi. İyimser ve zeki seks yıldızı Vixen’da Ayşe
Tolga mercek altına alınmayı hak ediyor doğrusu. “Ağaç
yaşken eğilir”i bırak, ama “armut dibine düşer”, galiba
doğru bir deyim. Hıncal Uluç’tan (Sabah – 2 Şubat 2005)
öğrendim, meğer Ayşe Tolga, Macide Tanır’ın torunu
değil miymiş! Bak sen şu Allah’ın işine işte...
Sahi, Nedim Saban bu oyunu kabare türünde sahneleseydi
acaba daha mı iyi olurdu dersin! “Ne ilgisi var dersen,”
bence hata edersin.
Gözlerinden öperim, yengeme selam ederim.
yazar@tiyatrokeyfi.com |