Bir oyun gördüm ki; evlere şenlik. İki başlıklı bir oyun: CAHİDE & DİNMEYEN ALKIŞLAR…
Sahne üzerine ve üzerinde emek verenlerin emeklerini kutsuyorum: Emek Kutsaldır çünki!
Muhsin Ertuğrul, Cahide Sonku'ya ; "Bana hocam diyeceksin!" diyor. Yazarı saymıyorum. Ama eşinin ve yönetmeninin Muhsin Ertuğrul'la çalışmışlıkları vardır.
Sahi size de öyle mi dedi Engin ve Argun? Muhsin Hoca o denli düşük kaliteli bir insan mıydı?
"Şöhrete giden yol, rejisörün yatak odasından geçer!" diye aşağılık bir deyim vardır. Aşağılık; çünki kadın sanatçılarımızı töhmet altına sokar.
Oyuna göre LÜKÜS HAYAT oyununun dansçıları arasında gördüğü, sarışın ve güzel bir oyuncuyu, odasına çağırır ve ona bir başrol vererek sevgilisinden ayrılmasını söyler. Cahide'dir bu sarışın güzel.
Yukarıdaki aşağılık deyim gelir akla… Böylesine uçkuruna düşkün müdür? Muhsin Hoca…
Evlilik karşıtı bir yönetici karakteri çizmiştir yazar. Böyle bir ilkesi olsa kendi evlenir miydi?
Hoca iki kişilik mezarında, nikâhlı eşi Neyyire Ertuğrul'la birlikte değil midir?
Cahide'ye oyunun bir yerinde, ‘vardakosta' yakıştırması yapılıyor. Yazar bilmiyorsa yönetmen de mi bilmiyor? Cahide Sonku o yakıştırmaya göre alımlı, iriyarı bir kadın mıydı? 1964 yılında Dram'ın alt ön locasından ‘Altı Kişi Yazarını Arıyor' oyununun provasını birkaç kez görevli olarak izlemiştiniz sayın Gürmen. Hani ‘Oğul' rolünde bana dublör yazılmıştınız da sonradan görünmez oldunuz?
O Oyun Cahide'nin Şehir Tiyatrosu'na son dönüşüydü… Bir Sophia Loren görünümü var mıydı?
O yıl Tiyatromuzun kuruluşunun ellinci yılıydı ve Rumelihisarı'nda sergilenen ‘Coriolanus' oyununda Şehir Tiyatrosu tüm kadrosu ile yer almıştı. Tabii Cahide de aramızdaydı.
Doruktayken etrafında pervane kesilenler, aslan kesilmişler; çektirmedik eziyet bırakmamışlardı kadına. Yeni sezonda da uyduruk tuzaklar düzenlemiş işine son verilmesini sağlamışlardı.
Sadece Cahide'nin mi? Belediye Meclisinde Şehir Tiyatrosu'nun yönetmeliğini değiştirtmişler ve Muhsin Hoca'nın "Başrejisör" kadrosunu kaldırtmışlardı.Hocamız da her seferinde yaptığı gibi şapkasını giyip uzaklaşmıştı.
Bu kifayetsiz muhterisler, daha sonra kırk sanatçıyı sıkıyönetime muhbirleyerek attırmışlardı tiyatrodan.
Yazar illâ ki Şehir Tiyatrosu'nu yazacaksa, daha taze ve güncel bilgileri eşi ve akrabası yönetmenden alabilir.
1984 ve sonrasında bahsettiğim kişiler Gen.San.Yön.Yard. olarak direksiyondaydılar.
1402 mağdurları yasal haklarını kazandıkları halde geri dönüşleri neden savsaklandı?
İştisan kurulduğunda; kurucuları ve üyelerini neden yönetim karşıtı ilân ettiler?
Bu baskı karşısında pes deyip, Sayın G.Gürün'e biat eden ve rejisörlükle uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde ‘önlenemeyen yükselişe geçen' kimdi? O da kendisine "hocam" denmesini ister miydi?
Rollerin kaymağını neden konuk oyuncular yerdi?
Sözü edilen bu konuklar ‘Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu Yıkılamaz!' etkinliklerine neden katılmadılar?
Ergenekon! olmaktan mı korkmuşlardı? Yoksa katılmadıkları halde korktukları başlarına mı gelmişti?
Oyunu repertuara alanlara gelince… Bir prologu olan oyunun, epilogu olmaz mı?
Yani şöyle açıklayayım: Perde açılınca bir demet kostümün Cahide Sonku'nun olduğunu öğrenen günümüz oyuncusu (Aslı Seçkin) etkilenerek onu oynamaya başlar. Ama oyunu Cahide Sonku olarak bitirir. Oysa Aslı Seçkin olarak bitirmesi daha mantıklı olacaktır. Hem böylece Talât Artemel de hortlatılmamış olurdu. Çünki bildiğimiz kadarı ile rahmetli 1957 yılında vefat etmişti.
Özet olarak: Adını taşıyan tiyatronun yıkılmaması için kılınızı kıpırdatmadınız, bari imajını yıkmaya kalkışmayınız.
Hoş Televole formatında bir oyunla başaramazsınız ya, neyse…
Ersan Uysal
yazar@tiyatrokeyfi.com |