Anlamsızlıklar üzerine yaşamımızı sürdürmeye çalıştığımız bu güzelim ülkemizde yepyeni bir tartışma konusu var: Sezen Aksu 30 Ağustosta niçin çeşitli dillerde şarkılar söylemiş? Bu tartışmayı oluşturan kişilerin ortak cümlesi ise ''Efendim Sezen Aksu' nun sanatına lafım yok; ama.......'' NASIL YANİ? Ne demek ''SANATINA LAFIM YOK''? Birinin sanatına laf edecek birileri varsa onlar elbetteki bu tuhaf açıklamayı yapan kişiler değil; gerçekten SANAT hakkında fikri olan kişilerdir. Yani o kadar kötü bir durumdayız ki sanatı, siyasetçiler siyasi amaç uğruna tartışabilecek kadar cüret gösterebiliyorlar. Hem de öyle ki Türkiye' nin en çok izlenen ana haber bültenlerine çıkıp demeç veriyorlar! ''....SANATINI TÜKETMESİN'' diye!!! Bununla da kalmayıp şu günlerde Türk Milletine karşı yapılan haksız provakasyonlardan bahsedip 30 ağustos' taki konserin bu düşünceleri desteklemeye yönelik olduğundan dem vurarak demogoji yapıyorlar. Bizim her şeyi kabullenmekte üstüne olmayan halkımız da bu iddiaları hiç düşünmeden kabulleniyor. Ben de onlara soruyorum? İnsanlar hayatlarını sanata verip yıllarını en iyiye ulaşmak için harcayıp da üretimlerinin hor görüldüğü bir ülkede böyle dayanaksız eleştirilerle karşılaşmak için mi yaşamaya çalışıyorlar? Bu tümceler Sezen Aksu' ya özel yazılmıyor; o şimdiki örnek. Bu ülkeden Nazım Hikmet de geçti, Yılmaz Güney de... Örneklerin sınırı yok tabii. Kim bir şey söylediyse ya susturuldu ya da sürüldü dünyanın herhangi bir yerine... Şimdi ise yeni yemler atılıyor insanların önüne ''Nazım Hikmet tekrar vatandaş olsun mu?'' diye. İçinden ''OOOoo bu kaç yıl öncesinin gündemi'' diyenler varsa hemen söyliyeyim: 2002' nin başı yani henüz bir yıl bile geçmedi üstünden? Ama hiç merak etmesin kimse bu temcit pilavı, SUSURLUK, DEPREMZEDELER veya halkın aklını karıştıracak bir konu olduğu zaman tekrar sunulmak üzere dolaba kaldırıldı. Yalnız bu sefer Nazım Hikmet değil de bir başkası ya da bir başka olay olacaktır. Mesela Dünya kupalarında yapılan inanılmaz kampanyalar gibi... Sanat ne işe yarar? Para kazandırmaz, mankenlerden sıra gelmediği için hak olan SANATÇI sıfatını vermez yani hiç bir meslek sınıfında değildir, yaptıklarını zaten kimse anlamaz, hem öyle garip garip şeyler yapıp çocukların ve gençlerin ruhsal gelişimi etkileyip ahlak bozar; kısacası ne zararlı bir şeydir sanat! Zaten ben öyle entel mentel işlerle uğraşamam diyorsanız lütfen daha fazla kendinizi yorup okumayınız. Çünkü bazı derinlikleri anlamak öyle herkesin harcı değildir. Tarifi imkansız bazı şeyler vardır insanın hayatında. Kelimelerin pek anlamlandıramadığı... Aşk gibi mesela... Sanat da öyledir. Gerçek anlamda sanatçılar yetkili makamların gözünde bir hiç! Sinemacılar kahvesinde veya rahat bir huzurevinde ölmekten başka pek bir umutları yok hayatta. Oysaki sanat insanın duygularının en hassas estetikle dışa vurumudur. Bu dışa vurumun çizgisinin ışığa doğru olabilmesinin en komplike yolu tiyatrodur.Çünkü müziği, resmi, dansı vb. ayrı ayrı içinde barındırır. Tüm sanat dalları gibi tiyatro da insanın yapısını, yaşayışını, duygularını..... konu alır. Yani diğer sanat dallarını birleştirirken estetiğini insan üzerinde kullanır. Bu da yine, izleyici dediğimiz, yığın olmaktan kurtulmuş insan topluluğu içindir. Yani İNSAN için. Tiyatrocu ise tiyatro duygusunu dibine kadar hisseden; fakat sadece konuşarak değil, elleriyle, gözleriyle, vücudu ile, her bir hücresine kadar yaşayan ve yaşatan kişidir. Sesinin yettiğince bağırır durur doğru bildiğini... İspatlar... Çünkü tiyatro da matematik gibi, fizik gibi bir bilimdir. Ve sonra?... Ve sonra çekip gider daha ötesini keşfetmeye. Giderken, öğretisini kirletmeyecek bir safiyete sahiptir; yani Savaşlarından sorumlu değildir kimsenin, tıpkı sevdiklerinden sorumlu olmadığı gibi. Tiyatro, öğretisini insana, insanı konu alarak anlatır. Yani yaşamın ta içindedir. Risklerden ve tecrübelerden kaçınmayan, yani işinizi cesurca yapan, yani yaşamı ciddiye alanların işidir. Kaygılarınız, korkularınız, sevdikleriniz ve yapmak zorunda olduklarınız dışında, başka bir yürek meselesidir tiyatro. Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin: Sanat denilen olguyu veya birinin sanatçı kişiliğini eleştirmek kimlerin görevi? Sevgilerimle... yazar@tiyatrokeyfi.com |