NECDET YAKIN EVİNDE ÖLDÜ!

Ersan Uysal

Evet, uyku apnesi hastalığından muzdarip, kültürümüzün bakanının uyuklarken sayıkladığı gibi oldu ve Necdet Yakın'ı da yitirdik.

Necdet yapı olarak yumuşak başlı, büyüklerinin sözünü dinleyen, ama çizgi dışı, büyük bir sanatçıydı.

Kuşkusuz ünlü masaldaki Yedi Cüceler'in UYKUCU cücesi misali bir yöneticinin (öteki  cüceler kim?) buyruğuna uymak için evinde ölmedi. Olsa olsa bu lâfı duyunca kahrından öldü!

Cenaze töreninde kısa özgeçmişi okunurken belleğim harekete geçti: Ne çok oyunda birlikte olmuşuz sevgili Necdet'le?! Bir Romeo&Juliet oyununun provasında Juliet'in dadısı, uşağa
yani Necdet'e rol gereği "Düş önüme!" deyince, biden dadının ayakları dibine düşmez mi! Hepimiz çok gülmüştük.....

Ama seyirci karşısına çıkınca, hiçbir oyunda bu ucuz komikliği yapmadı. Çok iyi bir güldürü ustasıydı. Ama yaşamı boyunca ucuzluğa kalkışmadı.

Bugün o "ucuz komiklik" dediğimin yanına bile yaklaşmayan kalitesiz komikliklere sahip gülünç! oyuncuların düzeyine hiç düşmedi. Onların haksız kazançlarına tenezzül etmedi...
O sahne üzerinde işini en iyi şekilde yapmaya bakardı. Birtakım KİFAYETSİZ MUHTERİSLER gibi tiyatro yönetmeye, tiyatronun başına geçmeye kalkışıp yüzüne gözüne de bulaştırmadı.

Zaten başımıza ne geliyorsa, bu kifayetsiz muhterisler yüzünden gelmiyor mu? Yalnız tiyatroyu kastetmiyorum...Fizikteki Birleşik kaplar hesabı toplumun her kesimindeki kifayetsiz muhterisleredir bu suçlamam.

Bugün Nazım Hikmet'e değgin şöyle bir ileti aldım:

Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri. Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir. Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: "Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?" der.
Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve: "Demek Nazım sizsiniz." der. Nazım'a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, "Gidebilirsiniz." der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
"Ömer Hayyam adını duydunuz mu?" diye sorar. Müfettiş hemen atılır: "Kim duymaz Hayyam'ı." Nazım: "Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?" diye sorar. Müfettiş şaşırır.
Nazım konuşmasını sürdürür, "Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak." der çıkar. Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.

Bundan yıllar sonra ne uyku apnesinden muzdarip bir bakan ne de onunla aynı ibrikten abdest alan kifayetsiz muhterisler anımsanacak...

Oysa toplumumuza; evinde yada sahnede ölen sanatçıları  soracak olursanız, ellerini yüreklerinin üstüne sevgiyle bastıracaklardır.

Ersan Uysal
Necdet Yakın’ın bir sahne arkadaşı


yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.