Bugün dört mücahit tarafından (din uğruna savaşan) yönetilen Şehir Tiyatrosu'nun işgali; Emekli Memur Sanatçı Kenan Işık'la başlar. Halen takdimcilik ve dizi oyunculuğu ile hayatını idame ettiren bu kişinin, Devlet Tiyatrosu'ndan ithal edildiği günlerde, çektirdiği fotoğraf belleklerde yer etmiştir: Arkasında kocaman eski türkçe afişle poz verirken, daha yeni bıraktığı beyaz "Pis Sakal" ona nuranî bir ifade kazandırmıştır. Bu ifade; bugünkü Genel Sanat Yönetmeni dekorcu Bay Nurullah'ın müjdecisi sayılabilir. Bay Işık, Şehir Tiyatrosu Yönetmeliği:"Oyunlar Yönetim Kurulu tarafından seçilir" hükmüne rağmen, bu hükmü hiçe sayarak beş yıl boyunca repertuarı tek başına belirlemiştir. Bu oyunlardan iki tanesi Bay Işık'ın uyarlamalarıdır. Kendini hem yazan-hem seçen konumunda gördüğüne göre, Huzur ve Aşk Hastası ; Şehir Tiyatrosu repertuarına girmeye değer bulunmuş! Peki ne anlatıyor bu oyunlar? Diye bir soru takılıyor insanın aklına! Elimden geldiğince açıklayayım: Huzur; ATATÜRK DEVRİMLERİ'nin batıdaki yaşama özlem uyandırdığı, bu yüzden toplumsal değerlerimizi yozlaştırdığını vurgular. (Zaten Lüküs Hayat'ın onlarca yıl sahnelerde sürünmesinin bir nedeni de budur. Erol Keskin döneminde gösterimden kaldırıldığı halde ısrarla ve yeniden gündeme getirildi. Yani Kuruyan pisliğin üstüne su serpildi.-ne de pis kokar!-) Şeyh Galip'den uyarladığı Aşk Hastası' nda yıllar öncesinden 28 Şubat Kararları'na gönderme yapılarak ORDU' ya eleştiri getirilmektedir! Bu konuda İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Aydınlık gazetesinde yaptığı açıklamalar , gözden kaçmış olmalı! Osmanlı Dönemi 'ne duyulan özlemi gündeme getiren, bol kostümlü tarihi oyunlar dönemi açılmış; seyirci bol bol sarık, cübbe, türban vb. seyreder olmuştur. Bu Kıyafet Devrimi (!) yalnız sahnelerde değil, tiyatronun yönetsel bölümlerinde de boy göstermiş; sıkmabaşlı memureler odalarda, koridorlarda gezinir olmuşlar, marangozhane- de karikatür yobazı kılıklı işçiler türemiş, ( Dekorcu Bay Nurullah da başında takke hariç, cübbesi ve sakalıyla onlara refakat ederken, bugünlere yatırım mı yapıyordu?) bazı bölümlerde bu vatandaşların dinî vecibelerini yerine getirebilmeleri için mescitler bile açılmıştır. Teokratik baskının boyutlarının kavranması için bir örnek daha vereceğim: Oruç tutmadıkları belli olmasın diye sigara bağımlısı çalışanlar; Ramazan ayında nikotin ihtiyaçlarını yüznumara aralıklarında gidermektedirler! Birileri -Allah değil- yürü ya Kenan! demiş; kahramanımız birden halka milyarlar dağıtan bir takdimci kimliğine bürünmüş, oynadığı dizilerin tutkunu olan evde kalmış kızlar sonunda rûyalarının erkeğine kavuşmuştur! Artık resmî makam arabası onu tiyatrodaki görevinin başına değil, setten sete götürür getirir olmuştur! Bu konuda sayın Deniz Som'un araştırması, hâlâ hatırlanmakta- dır: Tiyatronun tüm araçları ,iktidar partisinin seçim kampanyalarında kullanılıyor! Şimdi Şehir Tiyatrosu'nun tek hakimi; tiyatro müdürüdür! Bugünkü Başbakan'ın çocukluk arkadaşı olduğunu, onunla Beykoz çayırlarında yıllarca top koşturduklarını -keşke at koştursaydılar- söyleyen müdür, kendini Şehir Tiyatroları Genel Müdürü! İlân eder. Tiyatronun temizliği,servis ulaşımı hep iktidara yakın kurumlara ihale edilir. O günlerde Devlet Tiyatrosu'ndan emekli olmak zorunda bırakılan Bay Işık, Star gazetesinde yayınlanan bir röportajında, ihbar niteliğinde kerametler savurmaktadır: Şehir Tiyatrosu'nda 250 oyuncu varsa, 200'ü olmasa da olur.. der , emekli memur sanatçı. Bu yapıdaki insanlara bir zamanlar, saygıdeğer muhbir vatandaş! denirdi. Çünki: Tam da IMF 'nin hükûmete baskı yaptığı günlerdi; 30000 memur emekli ediliyor! Manşetleri, gazetelerin ilk sayfalarını süslüyordu. Yeni yönetici, kariyer savaşımı verdiği için olayın önemini kavrayamadı yada işine öyle geldi: Eşine dostuna başroller, yüksek kadro olanakları sunmak, öncelikli eylemiydi Bay Şükrü Türen'in. Derken dekorcu Bay Nurullah'la Şehir Tiyatrosu'nun nurlu! günleri başlar. Kurumda terör esmektedir. Emeklilik yaşının 61'e indirilmesi "daha meclis komisyonlarında görüşülürken; Nurlu yönetim 61 yaş ve yakınındakileri saptar ve yeni sezonda onlara görev vermez! Danıştay yürütmeyi durdurur, ama mücahitlere durmak yakışmaz!: Yasa mağduru sanatçıların çoğuna figüran olarak görev verilir. Bir zamanlar Şehir Tiyatrosu'nu başarıdan başarıya koşturan LOKOMOTİF OYUNCULAR,bazı KİFAYETSİZ MUHTERİSLERİN arkasına VAGON olarak takılırlar. Yönetmelik keyfe göre uygulanmaktadır: Disiplin (!) adına çok canlar yakılır, çalışan- ların yasal hakları olan NEMALAR ve İKRAMİYELER ödenmez. RİVAYETE GÖRE BU PARALAR "Erken Seçim" OLASILIĞINA KARŞI, BELEDİYE TARAFINDAN BLOKE EDİLMİŞTİR. Eğer rivayet doğruysa, bu trilyonlarla KİM NEMALANMAKTADIR? Sayın Başbakan, Uzan'lara bir mola verip bu yana da uzansa! Diyoruz. Olayların yeni boyutları can sıkıcıdır. 61 yaş ve üzerindeki sanatçılar emekli edilemediği için tiyatronun kadrosu şişer. Sinemada Katrin Dönöv' ün oynadığı rolü canlandırmak üzere ithal edilen "Yeşilçam eskisi" etiketine öfkeli Perihan Savaş, Çocuklar Duymasın'ın komik ruh doktoru, Yeter Anne'nin komik ve yaramaz diş doktoru sırada beklemekte, "Bir Adam Yaratmak'ın" Baş Kahramanları REJİSÖR ilân edilmektedir! Başrollere adlarını yazdıran Yönetim Kurulu Üyeleri ,ayrıca REJİSÖR olarak ortaya çıkmaktadırlar. Oysa yönetmelik hükmü kesindir: YÖNETİM KURULU ÜYELERİ REJİSÖRLÜK YAPAMAZ! Bu madde ilk kez 2002 yönetim kurulu üyelikleri için yapılan seçim öncesi sayın tiyatro müdürü tarafından açıklamış adaylığını koyan sanatçılardan Hülya Karakaş ve Naşit Özcan geri çekilmişlerdi. Yasalara bakılınca o seçim GEÇERSİZ SAYILMAZ MI? Ülkemizde daha yeni yaşanmakta olan İKİLEM Şehir Tiyatrosu'nda iki yıl önce yaşanmış demek!? Neyse yasaların kestiği parmak acımaz.(Onlar yasa yerine ŞERİAT'ı yeğliyor) Bırakalım bu derin konuları da patlatılan yeni bombaya bir göz atalım: Tv'de reyting rekorları kıran YILAN HİKÂYESİ Şehir Tiyatrosu'na ithal edilmiş. MELTEM CUMBUL ve MEMOLİ kozlarını ŞEKSPİR'in HIRÇIN KIZ'ında paylaşacaklar! Bu durumda ÇAYCI HÜSEYİN'le FISFIS İSMAİL'e gün doğdu demektir. ERSAN UYSAL
yazar@tiyatrokeyfi.com
|