DEVLET TİYATROLARI REPERTUARINDAN  ULUSAL TİYATRO PARADİGMASINA DOĞRU

Mesut Yüce

Her şeyden önce idrak edilmesi gereken unsur, bir kültürel kategori olarak sanat’ın politik,ideolojik bir öze sahip oluşudur.Bu öz üzerine düşünülmeden ve bu düşünüş bir başlangıç,bir çıkış noktası kabul edilmeden kurulacak herhangi bir yapı ,oluşturulacak herhangi bir söylem zeminini sağlam temellere dayandırmamış sayılmalıdır. Bu mealde
Kültür ; tüm bir ekonomik,politik,sanatsal,bilimsel,sportif faaliyetlerin ortak adı olarak kabul edilecek olduğunda; ülkemizin sayılan alanlarda nasıl bir kısırlık içinde olduğu,taşıdığı yüksek potansiyele rağmen nasıl bir gelişmemişlik içinde kısır döngü’de devindiği anlaşılacaktır.Egemen ekonomi-politik sistemin ( kapitalizm ),küreselleşme adıyla kendinden olmayan,kendine benzemeyen kültürleri nasıl bir tahakküme tabi tuttuğu ,kendi kültürünü diğer kültürlere nasıl kabul ettirdiği, asimile olmuş kültürlerin de bu sürece nasıl uyum sağladıkları konuları üzerine Devlet Tiyatroları ve onun sanat politikası bağlamında düşüneceğiz.

Repertuar  Belirlemede ideolojik yapılandırma ve bir örnek

 

Devlet Tiyatrolarının genel anlamıyla sanatsal politiğine ve özelde repertuar belirleme ilkelerine ilişkin çeşitli açılımlarda bulunulmuştu.Üzerinde bir kez daha ve önemle durulması gerekir ki; Bir estetik kurgusu ,kendisinde var olan ideolojisinden ayrıştırılamaz ,yukarıda andığımız üzere genel anlamıyla sanatın muhalefet eden içreğini maddileştirdiğimizde karşımıza muhalefet alanı olarak bir siyasa,bir politik alan çıkmaktadır.Bu alan da açık  seçik yaşadığımız tarihi biçimlendiren,toplumsal formasyonu belirleyen,egemen ekonomi-politik, kapitalist dünya görüşüdür.Sanatsal olanda aranması gereken toplumsallık özelliği bu nosyonları dikkate almadan kendini gerçekleştiremez.Keza sosyal yapılanması az gelişmişlikten kurtulamayan,toplumsal sorunları bireysel sorunlarından daima ön planda gelen yaşadığımız coğrafya kültürleri ve ülkemiz açısından baktığımızda bir kere daha doğrudur bu yargı.Öyleyse yapılması gereken ilk iş toplumsalı ön planda tutmak,tahakküm altında olan insanı ,sömürülen insanı öncelikle ele almak ve bu doğrultuda sanat politikası üretmektir.Herhalde Devlet Tiyatrolarının varoluş amacına ve ereğine aykırı değildir bu sonuç.

Bu bağlamda (sanatın muhalefetinin kavramsallaştırılması  bağlamında) ele alınması gereken değerler ve temalar Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Öğretim üyesi sayın Hasan Erkek’in sıralamasıyla şu şekildedir : 

 Değerler

1) İnsan Hakları
2) Demokrasi
3) Esitlik
4) Özgürlük
5) Bireyleşme
6) Hukukun üstünlüğü
7) Çevre Bilinci
8) İletişim
9) Akılcıl ve Bilimsel Bakış Açısı
10) Barış

Temalar

 

1) "Öteki" olma
2) Göc ve Uyum (entegrasyon)
3) Yıkılan sınırlar
4) Küreselleşme
5) Hayatın Kırılma Noktaları
6) Kültürlerarası Diyalog
7) Şiddet ve çeşitleri
8) Uzlaşma ve saygı

Üzerinde önemle durulması gereken husus  repertuar seçimi ve uygulamasının mahiyeti üzerine kuruludur.Yukarıda saydığımız kavramlar doğrultusunda oluşturulacak tematik repertuar anlayışı , bu anlayışın gerektirdiği sorumluluk ve bilinçle bir duyarlılık oluşturmalı , seçilen tema tüm boyutlarıyla , kendisini seçen tiyatro bölgesi için şehirde ,kültürel,entellektüel ve sanatsal manada bir kalkındırma , ortaklaşma havası yaratmalı,kentin hem idari kategorileri ve hem de sivil toplum örgütleriyle bir tümleşik yapının oluşumuna yol açmalıdır.

Örnek olması açısından Trabzon Devlet Tiyatroları ;
Sezon boyunca sahnelediği oyunlarında  tematik yaklaşıma sadık kalmıştır.
Kurum dışında kentteki okullarda tiyatro eğitimiyle birlikte oyun sahneleyen sanatçıları tema söylemine uygun hareket etmiş ve bu doğrultuda üretimde bulunmuşlardır.
Sahnelenen oyunlarla ilgili yapılan söyleşilerde temanın terminolojisine uygun açıklamalar seçilmiştir.
Basın yayın organlarıyla yapılan görüşmelerde yine aynı yaklaşımın tezahürleri mevcuttur.
Bu yaklaşım modeli bütünselliği,eğitici,eğlendirici,pekiştirici ve akılda kalıcı vasıflarıyla Trabzon’da başarıya ulaşmış bir modeldir ve bölge müdürümüzün insiyatifiyle oluşturulan sanat konseyi ve repertuar kurullarımızın ürünüdür.

Repertuar Belirlemede Konjonktürel tasarım;

1
Medeniyetler çatışması ideolojik yaklaşımının egemen çevrelerce yüklendiği günümüzde, medeniyetlerin birbiriyle uzlaşımları için  çaba sarfetmek hem siyasal hem de sanatsal anlamda bir karşı duruş ve bir evrensel değer olarak kabul edilmelidir.Bu anlamda asal çatışanlar olarak gösterilen ( çatışma özünde sömüren ve sömürülen kültürler bağlamında değerlendirilmelidir.) batı ve doğu kültürlerinin yine evrensel kabul edilen değerler doğrultusunda ele alınmaları,özellikle doğu medeniyeti ve kültürlerinin baskı altında olan , asimile edilmiş olan doğalarının yeniden üretilmeleri bir gerekliliktir.Günümüz siyasal koşullarının  verdiği rol ve sorumluluk bağlamında değerlendirildiğinde, batıya hem coğrafya hem de tarihsel,politik yakınlığı dolayısıyla Türkiye böyle bir amacı taşıyacak potansiyele sahiptir.Bir kültür misyonerliği üzerine yapılandırılmış Devlet Tiyatroları kendini oluşturan ulusal çizgisini aşıp, uluslar arası,medeniyetler arası bir perspektifi taşıyabilmelidir.Bu anlamda bir doğu paradigması geliştirmek , onun her türlü kültürel kategorisini  yeniden ele almak zorunluluğu hissedilmelidir.  Bu doğrultuda tasarlanacak festivaller,kültür anlaşmaları,sanatsal teatiler devlet tiyatrolarının gelecek perspektifine uygun düşecektir.
Doğulu toplumların kendilerine özgü olan sanatsal var oluşları, kurumumuz açısından  tanınmayı  beklemektedir.

2
Egemen sistemin ürettiği bir artı değer olması açısından çok kültürlülük kavramı ülkemizin siyasal hayatını ilgilendirdiği kadar kültürel,sanatsal hayatını da ilgilendirmektedir.Bu mealde bir kültür mozaiği olarak kabul edilen ülkemizin,ortaya çıkmamış,engellenmiş,asimilasyona uğramış ,resmi ideoloji tarafından tanınmamış halk kültürlerinin,Devlet Tiyatrolarının bölgeleri bağlamında düşünülüp,yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.Devlet Tiyatrolarının yurdun dört bir yanında bulunan bölgelerinin, halklarının kültürlerini gözetecek yeni perspektifler üretme çabası içinde olunmalıdır.Bölge isimlerini sayacak olduğumuzda ne demek istediğimiz rahatlıkla anlaşılacaktır.(Diyarbakır,Trabzon,Van,Erzurum,Sivas,Antalya, vs). Önümüzdeki günlerde yasalaşması beklenen Kamu yönetimi reformu dolayısıyla gündeme gelecek olan yerel yönetimler şartı , Devlet Tiyatrolarını yalnızca idari anlamda değil sanatsal anlamda da bağlayıcı bir yapıdadır. Halk kültürlerini tanımak ve tanıtılmasını sağlamak ( ulusal kültür bağlamıyla ) bir kültür kurumu olarak devlet tiyatrolarının görevlerinden kabul edilmelidir.

Devlet Tiyatroları modernizasyon sürecini tamamlamalı,kurum demokratik yönetimi benimsemeli,açık ,şeffaf,denetlenebilir bir yapıya büründürülmelidir.Özellikle bölgelerden başlamak üzere seçimle iş başına gelecek yöneticiler sanat konseyleri,repertuar komisyonları gibi organlarla kurum içi yapılanmasını oluşturmalıdır.Kurumun misyonunu sürdürebilmesi için yapısının sayılan bağlamlarıyla dönüştürülmesi zorunludur.Aksi takdirde egemen sistemin metalaştırmasına uğranılması kaçınılmazdır.Kurum içinde ve kurumla birlikte varlığını sürdüren dernek ve vakıflar söylemlerini ve pratiklerini kurumsal iktidar odaklarına yöneltmekten ziyade,yapısal sorunlarına ağırlık vermeli,bunun için çaba göstermelidir.Sivil toplum örgütü ortak adıyla anabileceğimiz bu kategoriler var oluşlarını ve muhalefetlerini ,kabaca ‘o iktidar gitsin bu iktidar gelsin’ düşünüşüne indirgediğinde kendisiyle çelişen bir oluşu sunmak hatasına düşmektedirler.Sivil toplum örgütlerinin amacı,iktidar olmak değildir.

Bu mealde kurumun her anlamda kalkınması ve geleceğe taşınması için yönetimi ve muhalefet eden birimleriyle devlet tiyatroları, başta sanatçıları olmak üzere kendisini yenileyecek bir perspektifi   taşıyabilmeli, değişim süreçlerini cesaretle yürütebilmelidir.

 

Mesut  Yüce

Trabzon  Devlet  Tiyatrosu Oyuncusu
Sanatçı  Temsilcisi
  
Not : Devlet Tiyatroları  Koordinasyon Kurulu Toplantısında okunmuştur

yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.