|
Her şeyden önce Trabzon gibi bir taşra kenti için çok önemli bir misyonu yerine getirip ve bu doğrultuda yönetici yapının işleyişi içinde sanatçı birlikteliğini oluşturarak özelde Trabzon, genelde ülke tiyatrosu için sanatsal üretimin merkezi olması gereken Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun müdürlüğünü yapan sanatçı Kadri Özcan’ın AYAK BACAK FABRİKASI VE COŞKUN IRMAK başlıklı yazısını sürekli bir Trabzon Devlet Tiyatrosu izleyicisi gözüyle irkilerek okudum.
Ülkemizdeki yozlaşmanın tüm kurumların içine yerleştiği ve amansız bir kısır döngüye neden olduğu bugünkü siyasi ve sosyal yaşam içerisinde Devlet Tiyatrosu gibi Cumhuriyetin en önemli öznelerinden olan, toplumsal değişimin sanatsal yönünü belirleyerek ülke insanının bilinçsel gelişiminin olgunlaşması ve devamı sağlayan bir kurumunda yer alan bir müdürün kendi kadrosundaki sanatçısına yaklaşımı her şeyden önce negatif değerler üzerine ve “isyancı” gözüyle değil, eleştirinin özünde var olan üretkenliğin gelişimi ve bekası için reel gerçekleri göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Kurum içerisindeki iletişimsizlik yada kişisel çatışmaların bir oyun aracılığıyla ortaya saçılması bir izleyici gözüyle hiç hoş değildir. Benim kanaatim yazının bu belirttiğim temel üzerine kurulduğudur.
Sayın Kadri Özcan’ın yazısında belirttiği üzere beğenerek izlediğimi belirtmekten geri durmayacağım oyuncu Mesut Yüce’nin ülkemizde eksikliği en çok hissedilen “özeleştiri” mekanizmasını harekete geçirerek yönetmen yardımcılığı ve oyunculuğuyla içinde olduğu Ayak Bacak Fabrikası isimli oyuna getirdiği önemli açıklayıcı ve yapıcı tespitlerin içeriğine değil de, sanırım klasik yönetici tezahürü olarak “uygunsuz davranış”tır cümlesini müdür sıfatına sahip Kadri Özcan’ nın kullanabilmesini hayretle karşıladım. Tabii biraz geç de olsa..
Bir oyuncunun özgürlük alanı sadece sahneyle ve teksiyle sınırlıysa, bunu yapan kişiye nasıl yetkin sanatçı gözüyle bakabiliriz! Çünkü bu durum kendiyle çelişen bir sanat anlayışını doğurur ki tiyatronun özüne aykırıdır. Tiyatro kültürünü bir kenara koyalım, tiyatro izleyicisi formasyonun da henüz gelişim aşamasında olduğu bir ülkede, bir sanatçının eleştirisine tahammül edemeyen bir anlayış, benim gibi bir izleyicinin eleştirine kim bilir hangi gözle bakacaktır, merak etmekteyim.
Ayrıca şunu da belirtmem gerekir ki Sayın Kadri Özcan’ın “Oyun Trabzon'da yüzde 93’lere varan bir yüzde ile oynanmıştır. Seyircinin oyundan alması istenen mesaj doğru aktarılmış ve sanatsal yetkinliği ile göz kamaştırmıştır” gibi oyunun neden başarılı olduğunu sanatsal açıdan ele alması beklenirken otomatiğe bağlanmış, algı hareketinin ezbere dayandığı bir cümle kurması da, sanırım idareci misyonunun getirdiği olmaması gereken benmerkezci bir tavırdır.
Herkes ve özelde sanat camiası bilmektedir ki izleyicinin ilgi oranının hele ülkemizde bir başarı göstergesi olarak sunulması, ancak popüler kültürün ürettiği aslında yok ettiği çerçevenin içerisinde yer alan bir başarı ölçeğidir. Oyun genel itibariyle iyi bir oyundur; ancak bu idari bir başarıdan ziyade sahnedeki oyuncuların azmi ve yetkinliği ölçüsündedir. Unutulmamalı ki sadece savunma mekanizmasıyla hiçbir canlı yada kurum yaşayamaz, sonun başlangıcını oluşturabilir ancak..
Saygılarımla.
Hakan URCU
Trabzon Devlet Tiyatrosu İzleyicisi
yazar@tiyatrokeyfi.com |