Sözün özü artık içinden çıkılamaz bir duruma geldik. Zavallı çocuk duygularımızla bile oynanır oldu artık. Yahu biz yıllardır bu çocuk halimizi korumak için ter dökmedik mi? Biz hep " deveye hendek atlattık". İyi de hendekten atlamayan deve hiç olmamıştı. Deve garibim, o masum gözleriyle, hendekteki boşluğa hiç böyle anlamsız bakmamıştı. Bu giriş iyi oldu. En azından bir masal gibi okunabilir. En azından anlamlandırılabilir. Mesela "hendek" "sahne", "deve" "köşe yazarı" olabilir. Bir anlamı olur, anlamsız sözcükcük dizgelerindenliğimizden arınırız. Tanrım bana neler oluyor? Bir köşe yazarı daha okursam, TÜRKÇE konuşamaz hale geleceğim. Hastalanıyorum galiba. Malum efendim, malum. O yazılardancılardan, yazarcüklerden bahsedeceğim. Tanrım yine titreme nöbeti geldi. Ateşim de mi var biraz? Efendim, hak dostum diye başlayalım söze, söze can katalım. Allah bizi o tonlanamaz ve okunamaz köşe yazarlarından korusun. İnsanın iki cihanda yakası bir araya gelmez maazallah. Her şeyden önce, adı anılanlardan bir özür dileyelim ve 'haklısınız efendim, bunları hep beraber eğitemedik, isteklerini karşılayamadık!' diyelim. Yahu bu develer bizim suçumuz be. Biz adam ettik bunları başımıza. Onlar da her insan gibi fütursuzlaştılar, terbiyesizleştiler. Yahu yazar mısın nesin, hayatında Shakespeare'de mi okumadın? Ya da o müthiş, parlak Fransızcanla Moliere filan. Yahu sen o köşeyi, köşeyi dönünce bulmadın. Okur yazarsın zannettiler de verdiler onu sana. Ve ne yazıktır ki hala geri almadılar. Senin bir tiyatrocu ile sonu gelmemiş bir sorunun mu oldu? Maaşlara takmışsın. Sen bu yazıları yazmak için kaç para alıyorsun? Peki hak ediyor musun? Son kuruşuna kadar gönül huzuru içinde harcıyor musun? Sen kim olduğunu biliyor musun? Yazardancılık yapabilirliklerinle üst üste söz dizimciliği ifşacılık eden, zavalıcıktanlığınla her tiyatro sanatçısına lafazanlık yapmayı birden fazla haltımcılık mı sanıyorsuncuklumudytrgfhvbfdjmdfmcöld!... Tanrım bu defa ki nöbet kalıcı galiba. Ben o deveye benzemek istemiyorum, haaaaaaaaaaaaaaayyıııııııııııııııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrrrrr!!!!!!! Gelelim devenin hendek meselesine. Deve masum gözlerle hendeğe bakarken, senin yazdıklarından daha ciddi şeyler düşünüyordu. En azından bir amacı vardı. Anlamaya çabalıyordu. Hendek bir oyundu onun için. Ya atlayamazsa ne olacaktı? Hayatı gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçiyordu. Birşeyler düşünüyordu yani. Düşünmek dedim, şaşırma, develerde olabiliyor. Yahu deminden beri deveye ayıp ettiğimin farkına vardım. Deveyi aşağıladım . Affet deveciğim. Bu yazar köşeleri insanda akıl mı bıraktı? Ya, rahatla biraz. İzlediğini sandığın filmlerde de oyuncular oynuyor. Hayır, sinema oyuncusu değil, tiyatro oyuncusu! İyi bak, o filmlerde de kendini paralayan insanlar var. Bak ve gör ahvalini. İşte hendek, işte deve! Sen yaşamıyor olmalısın tiyatrodan nefret etmek için. Elsiz, kolsuz, gözsüz ve beyinsiz olmalısın. Yahu bu duyguları sen de yaşamıyor musun? İçinde fırtınalar kopmuyor mu? Kopmuyor mu?!... Ben ne diyeyim sana? Şimdi sen bu yazıdan da etkilenmezsin. Ben ne yazıyorum ki o zaman? Bak sen yazarsın. -Kendine itiraf edemesen de, sana bu payeyi verseler de.- Bak ne demiş Can usta: "Ne zor, yaman işmiş burçak yolması Burçak tarlasına gelin olması." Hadi öptüm. Kendine iyi davran. Şekip TAŞPINAR ADANA DEVLET TİYATROSU SANATÇISI "Külah ve Ben" başlıklı yazısı için tıklayınız. yazar@tiyatrokeyfi.com
|