BİR BİNA, BİR ANLAYIŞ VE BİR OYUN

İlker Gülüm

Cumhuriyetin ilk yıllarıdır; savaştan çıkmış yokluk içinde bir ülkede, varını yoğunu, evinin erini, kızlı erkekli çocuklarını savaşlarda yitirmiş bir halk vardır. O yoksul ama onurunu, namusunu kurtarmış, gururlu insanların hükümeti kurulan Cumhuriyetin henüz daha ilk yılında Ankara-Cebeci semtinde bir bina inşa eder. Bu bir okul binasıdır ama sıradan bir okul binası değil; Cumhuriyetin çocuklarını yetiştirecek öğretmenleri yetiştirmek üzere kurulan bir okul: Musiki Muallim Mektebidir açılan okulun adı.

Bilir ki o genç Cumhuriyetin başındaki yüzü ışıklı adam bir ülkenin ayağa kalkabilmesi için silahla yapılan savaş yalnızca ilk basamaktır; o Cumhuriyeti ancak eğitimli ve donanımlı genç insan gücü ayakta tutabilir. Aklı ve bilimi tek yol gösterici olarak kabul eden bir eğitimin bir ülke için atardamar olduğunu bilir o güzel insanlar. Ve yine bilirler ki; sanatsız bir toplum asla bilimin ve aklin yolunda ilerleyemez. Sanat insanin bilimi anlamasını ve yaşamına geçirmesini sağlayacak yolları açar ve ancak o yoldan gidilirse çıkılabilir "muasır medeniyet seviyesinin" üstüne...

Cumhuriyetin güzel insanlarından biri Hasan Ali Yücel 20 Mayıs 1940 yılında Devlet Konservatuarının kuruluş yasasını çıkartır ve 3 Temmuz 1941'de Ankara Devlet Konservatuarının ilk mezunları için Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün de katılığı büyük bir diploma töreni yapılır.

İşte bu sözünü ettiğim konservatuar binasının yapımı çalışmalarında Alman kompozitör Paul Hindemith, Dr. Ernst Praetorius ve Prof. Carl Ebert de rol oynar ve sonunda tiyatro, müzik, opera ve bale çalışmaları için her türlü gereksinimin göz önüne alındığı bir yapı güneş gibi yükselir bozkırın ortasında...

Bu binalarda 1982 yılına kadar öğrenci yetiştirilir, sanatçi yetiştirilir ve ta ki Hacettepe Üniversitesinin bünyesine katılıncaya dek. Sonra Cumhuriyetin ve Hasan Ali Yücel'in deyimiyle "Türk Hümanizması'nın” simgesi sayılan bu bina Mamak Belediyesine verilir.

O tiyatro, opera, bale sanatçılarının yetiştiği sahnelerde bugün nikah kıyılıyor...

14 Yıldır Ankara'da Çinçin diye anılan bir bölgede öğretmenlik yapıyorum ve her yıl bir tiyatro oyunu çıkartmaya çalışıyorum okulumda. Yine bu yıl da bir oyun çıkartmayı başarabildik okuldaki arkadaşlarımla ama oyun çıkartmak yetmez ya bir de sahnelemek gerekir. Salonu olmayan bir okulda oyun çıkartmakla da kalmayıp iyice haddimizi aşarak bir de sahne pesine düşeriz, acaba oynayacak bir yer bulabilecek miyiz diye kara kara düşünerek...

Bu yıl arkadaşlarım demin sözünü ettiğim eski Konservatuar, yeni nikah salonunun müdürünün kapısını çalarlar sahne için. Sanatla yaşamı boyunca hiç mi hiç ilgisi olmayan ve asla da olamayacak bir ‘ilgili' kişi burası bir nikah salonudur, veremeyiz her isteyene tiyatro yapsın diye der. Gözlerim dolar ve siz nasıl bir binada yürüdüğünüzün, çalıştığınızın farkında mısınız diye sorarım, dudaklarımı ısırarak. Burası nikah salonudur diyene hayır burası bir tiyatro sahnesidir çünkü dünyada orkestra çukuru olan tek bir nikah salonu yoktur; burası ülkemin en güzel tiyatro sahnelerinden biridir derim. Adam sırtını döner, umurumda mı gibilerinden, çok istiyorsanız iki saatliğine veririm, eğer beş dakika da geciktirirseniz nikah için keser girerim salona der...

Oradan ayrıldığımda Dil Tarih Coğrafya Fakültesindeki hocamı aradım ağlayarak, hocam dedim, bakın tiyatroya neler yapılıyor bu ülkede. Sevgili hocam, İlker, dedi inat için almalısın salonu ve inat için oynamalısınız orada...

Ve arkadaşlarım sonunda aldılar salonu hem de fazladan bir de tam dört saati kurtararak kıyılan nikahlardan...

21 Mayıs 2008 saat 14:00'de, o tarihi salonda, devletimin yüz akı sanatçılarının yetiştiği o kutsal sahneye bu kez benim öğrencilerim çıktı. Abanoz ağacından özel yapılmış koltukların "işe yaramaz" diye kırılıp atıldığı salonda bir zamanlar İsmet Paşanın oturduğu koltuklarda oturanlara bir oyun sahnelediler. Oyunun adı da önemli değil, sahneye koyanlar da oynayanlar da... Önemli olan oyunun sonunda sahneye bir kırmızı karanfil koydum yüreğimden koparttığım; burayı yapanlar, buraya yüreklerini koyanlar, burada bozkırın ortasında Türk Hümanizmasının aydınlık yüzünü gösterenler; sizi seviyoruz diyerek...

İlker Gülüm


yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.