Hoşgeldin Akün Sahnesi

GÜLŞEN KARAKADIOĞLU

Kentleri bize anımsatan, onları sevmemize, özenmemize ve hatta kıskanmamıza yol açan bazı özellikleri oluyor. Çoğu büyük dünya kentinin kendine özgü, o kenti sembolize eden bir kültürel ya da sanatsal zenginliği var. Belki bir tarihi yapı (tabii yaşanarak korunmayı başarabilen, örneğin Topkapı Sarayı'nda sahnelenen "Saraydan Kız Kaçırma" operasının anısı herhangi bir kenttekine benzer mi?), belki bir müze (örneğin Metropolitan ya da Hermitage müzeleri, kentlerinin asıl değerleri değil midir?) ya da bir opera (Scala'yı duymamış olmak Bolchoy'da bale izlemekle gururlanmamak olası mı?) Belki de bir konser salonu (Carnegie Hall'da verilmiş bir konser hangi sanatçının özgeçmişini zenginleştirmez?).

Kenti büyük kent, kültür kenti yapan da bu özellikleri değil midir? O kent, sokaklarında yaşayan insanlara kaç tiyatro, konser, sinema, opera salonu, galeri, kütüphane verebiliyor? Sokaktaki kaç kişiye bir tiyatro koltuğu düşüyor ya da sinema, opera? Bu soruların yanıtlarında biraz boynumuz bükük. Büyük kentlerimiz insanlarına yoksul bir altyapı sunuyor, küçük kentlerimizi ise hiç konuşmayalım! Batı ülkelerinde kısaca bir gözlemle şaşırtıcı gerçekle karşılaşıyoruz. Örneğin Berlinli bir Alman vatandaşı bir gecede 100 kadar etkinlik izleme şansına sahip. Berlin'de 3 milyon insan yaşıyor ve bu sanatsal etkinliklerin ciddi bir düzeyi olduğu kuşkusuz, zaten çoğu dünyaca ünlü kurumlar. Schau Buchne, Berliner Ensemble, Deustche Oper, Berliner Flarmoni... gibi. Çoğu Avrupa kentlerinin de benzeri zenginlikte seçenekler sunduğunu biliyoruz. Doğuda da sanatla barışık yaşayan kentler görüyoruz. Türkmenistan'ın başkenti 400 bin nüfuslu Almatı'nın (birisi simultane çeviri düzenekli) 6 tiyatro, bir opera, bir çocuk tiyatrosu, bir sirk ve muazzam bir kütüphaneyle donandığını görmek olası. Güney Kore'nin başkenti Seul'de de 2000 seyirci kapasiteli 3 senfonik konser salonu olduğu, üstelik Korelilerin senfonik müzikle 1944'de tanıştıklarını öğrenmek olası.

Neyse, biz eksiklerimizi biliyoruz, niyetlerimizi de, çabalarımızı da. İşte bir güzel çabanın sonucu... Ankara, tiyatro salonlarına bir yenisini, üstelik 27 yıllık geçmişiyle biz Ankaralılara hoş anılar bırakarak giden Akün Sineması'nın salonunu ekliyor. Devlet Tiyatroları bundan böyle Akün'de de oynayacak oyunlarını. Teşekkürler Devlet Tiyatroları ve daha nice yeni salonlara...

Hoşgeldin Akün Sahnesi.

Gülşen Karakadıoğlu

Yazarın eski yazıları :

Türkiye Eleştirmenler Birliği'nden

yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.