Genç Oyun Yazarına Mektup

TUNCER CÜCENOĞLU

Tiyatro olayı,yazarın metniyle başlayan,onunla süren ve kalıcılığı varsa gene onunla sürecek olan bir serüvendir. Çünkü,tiyatro gerçeğinde, sürekli yaşayan, tekrar tekrar yorumlanan, yüzyıllarca, belki dünya varolduğunca kalacak olan tek şey oyun metnidir. Kuşkusuz tiyatro olayının oluşması için aktör,rejisör, ışıkçı, dekoratör,izleyici ve benzeri bütün unsurların eyleme geçmeleri gerekir...Onlar olmadan, orada durup durmakta olan bir oyun metni, bir tiyatro olayına dönüşemez... Ancak burada anlatılmaya çalışılan,tiyatro olayının gerçekleşmesinin yazılı bir metinden yola çıkılarak mümkün olabileceğidir.

Böyle bir yaklaşım, her yazılı metnin, başarılı, kalıcı bir tiyatro oyunu (metni) olamayacağı gerçeğini de değiştirmez.

Eğer öyle olsaydı, dünyanın varoluşundan bu yana yazılmış onbinlerce oyun metninin bugün de yaşıyor olması gerekirdi.

Oysa durum hiç de öyle değildir...

Kaldı ki ilkçağlardan bu yana çok önemli denilebilecek oyun yazarlarının yazdıkları yüzlerce oyundan ancak bir kaç elin parmakları kadarı günümüze kadar kalabilmiş, bugün de yaşamlarını sürdürmeyi başarabilmişlerdir. Öyleyse zamanın acımasızlığına, değişimin kaçınılmaz yokedişine aldırmadan yaşamını sürdüren/sürdürmeyi başaran oyun metinleridir sözkonusu ettiğimiz...

Yoksa sahnede uygulanabilir özellikler taşıyan her metin, gerçek anlamda bir tiyatro oyunu değildir...

Bir oyun metninin başarılı ve kalıcı olduğunu en iyi değerlendiren eleştirmen, zamandır... Ama gene de, yanılma payımız olsa da, bazı ölçütler vardır önümüzde...

Örneğin bu güne değin yaşamayı başarmış tiyatro oyunlarının temel diyebileceğimiz ortak özellikleri nelerdir?

Bunlardan ilki kalıcı oyunların sağlam bir hikayeye sahip olmalarıdır.

Antik Yunandan günümüze uzanan çizgide, kalmayı başaran tiyatro oyunlarında bu özellik hemen göze çarpar.

Gene tüm bu oyunlarda, ikinci ortak özellik hikayenin, evrensel bir önerme içermesidir. Yani hikayenin,tüm insanlığa dair,söyleyecek bir sözü vardır/olmalıdır.

Üçüncü ortak özellik ise bu oyunlarda gerçek anlamda karakterlerin var olmasıdır.

Demek ki sağlam bir hikaye, evrensel bir önerme ve bu yapı içinde devinen karakterler..

Bu üç özellik de yetmemektedir bir oyunun başarılı ve kalıcı olmasına...

Uygulanabilirlik özelliği taşımayan hiç bir oyun metni yarına kalamaz.(Burada uygulanabilirlik,sah neye uygulanabilirlik anlamında kullanılmıştır.) Demek ki sağlam bir hikaye, evrensel bir önerme, karakterler ve sahneye uygulanabilirlik...İşte bu dört unsurun oluşturduğu metin, başarılı ve kalıcı bir tiyatro oyunu demektir.

Biz ancak, bu bilgileri hiç gözardı etmeden oyun metinleri oluşturan/ yaratan kişilere " oyun yazarı" diyebiliriz...

Kaldı ki oyun yazarı,halkını iyi tanımak,halkın dilini kullanmak,yalnızca kendi halkının değil, insanlığın vazgeçilemez mücadelesini/tragedyasını görebilmek/değerlendirebilmek, insanların ortak değerlerine, acılarına ve geleceklerine dair özlemlerine duyarlı olmak,giderek ışık tutmak zorundadır.

Oyun yazarı kuşkusuz günlük yaşama dair gözlemlerini de yedirecektir oluşturduğu metne. Bu yaklaşım oyununu daha yaşar, daha canlı kılacaktır...

Ancak sonuçta bilimsel gerçeklere uygun bir metnin oluşması gerekmektedir.Bu,oyun yazarları olarak özenle uymamız gereken kaçınılmaz bir olgudur.

Yukarda açıklamaya çalıştığım gerçeklere yaklaşım gösterilmemesi yazarın hezimetiyle yani başarısızlığıyla sonuçlanır... Yazmak ciddi bir iştir.. Yazarlık hele hele oyun yazarlığı, hem ciddi hem de güç bir iştir... Çünkü siz büyük düşleri olan insanlarsınız... Oysa bütün dünyanızı bir sahnede kurmak, düşlerinizi yalnızca sahnede uygulanır kılmak zorundasınız ... Üstelik yukarıda açıklamaya çalıştığım bir çok, belki de daha çok , kurala da uymak zorundası- nız...

Ben,yukarıda açıklamaya çalıştığım herşeye/her kurala/her önkoşula uymaya çalışıyorum...En azından, aklımın erdiğince özen göstermeye çaba harcıyorum... Bir parça başarılı bulunuyorsam eğer,bu yakla- şımlara uymaya çalıştığımda aramak gerekir bunun nedenini...

Son olarak bilmeniz gereken bir gerçeği de anımsatmak istiyorum. Bir oyun yazarı eleştiriye açık olmak zorundadır. Çünkü oyun yazarlarının özellikle oyunculardan, rejisörlerden, hele hele sıradan insanlardan öğreneceği çok şey var... Unutmayalım ki büyük yazarımız Aziz Nesin, bir öykü yazdığında, ilkin kapıcısına okuturdu. İşin doğrusu da budur...

Çünkü biz halk için yazıyoruz...

Öyleyse kolay gelsin!

yazar@tiyatrokeyfi.com

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.