Adaletsizlik, Şiddet, Tiyatro Oyunevi ve Tiyatro Pera

Canberk Uçucu

Bazı kesimler, toplumumuzun yıllar boyu sahip olduğu değerlere bilinçli olarak biçim değiştirme gayreti içinde.

Bir tek kimseye yapılan adaletsizlik, herkese çevrilmiş bir tehdittir.

Charles De Montesquieu

Düşüncelerimizin , fikirlerimizin, yaptıklarımızın onanmasına ihtiyaç duyarız . Bu bizim hem kişi olarak, hem de toplumsal ilişkilerimizde güven içinde hissetmemizi sağlar . “ Uyuşma ihtiyacı gerçekliğe hükmeder “ Güvenliğimiz uğruna uzlaşırız , birbirimizi sevmediğimiz halde gerçeği kurban ederiz . Gerçeğin ölümden soğuk yüzünün , canımızı acıtmasından ölesiye korkarız . Bu nedenle bir inkar mekanizmasının üzerine inşa ederiz dünyamızı . Oysa gerçekler üzerinde uzlaşmaya varamadığımız şeylerdir ve soyutlanmış olarak kalır . Güvenlik ihtiyacımızın azgın dürtüleri , ancak gerçekleri inkar ederek yürünebilen bir yolu tarif eder . Algı kapılarımızdan içeri girenleri , güvenlik tehdidi nedeni ile , aklımızla karşılaştırmadan , benliğimizin en derin çukurlarına atarız ve vicdanımızı rahatsız etmesin diye , gündelik hayatın küllerini dökeriz üzerlerine sürekli ve sürekli . Bu satırları kaleme alma nedenim : yanlışlığından bir an bile şüphe etmediğim bazı durumları dile getirmek ve en azından kendi kafamı toprak altından çıkartmak ihtiyacıdır . “ Kafasını kuma gömüp saklayan devekuşu, aynı zamanda kimliğinin en değerli parçasının kafası olduğunu anlatır. “ Ne var ki gündelik yaşamın klişeleri , bizi gerçeklerle yüzleşmek yerine kendiyle uzlaşmaya zorluyor . Bizler de derin bir uyuşma içinde aslında inanmadığımız şeyleri savunuyoruz ya da inanmadıklarımızı görmezden geliyoruz .

Tiyatro Oyunevi ve Tiyatro Pera bu yıl devlet yardımı alamadı , daha doğrusu söz konusu yardım Tiyatro Oyunevi ve Tiyatro Pera'ya verilmedi ! Dağıtım kriterleri zaman içinde, dağıtanlara göre değişen ve tam olarak nasıl dağıtıldığı anlaşılamayan bu yardım mekanizması ; Bilindiği üzere daha önce de çeşitli polemiklere malzeme olmuştu . Devletin kültür kavramına ve etkin bir kültür politikası gerekliliğine olan bakış açısındaki zaaflar nedeniyle ; söz konusu yardım da dağıtıcıları tarafından bir ulufe olarak algılanmış ve algılatılmıştır . Dağıtım mekanizması belirsizlikler içeren ; dağıtım yelpazesi ve oranları dağıtanın niyetine göre ve bu niyetin bağlı olduğa moral değerlere göre değişen bu yardım , bu kez de Tiyatro Oyunevi ve tiyatro Pera ‘ ya verilmeyerek , “ muğlak olmak” ününü korudu .

Yapılan adaletsizlik ne ilktir ne de son … ancak tam da bu noktada bu uygulamaya olumsuzlayıcı bir tepki verilmesi ve tiyatro yapan insanların ortak direncinin gösterilmesi gereklidir . Aksi takdirde bu sezon başında yaşananlara gösterdiğimiz ortak tepkinin ve gelecekte alanımızı savunmak adına göstereceğimiz her tepkinin moral bir anlamı kalmayacaktır . Kendi varlık alanımızın savunusunu yaparken , kullandığımız kavramların her birinin içini doldurabilmek için , tepkimizin alanını genişletmek zorundayız . Yapılan haksız uygulamaya , bizim dışımızda olarak bakmak , kendi tepkimizin de içini boşaltır ve bizleri belirsiz maddi bir gelecek öngörüsüyle hareket eden a moral bir topluluk sınıfına sokar . Güçsüze karşı ahlaksızca şiddet kullanan ikiye bölünmüş bir dünyanın , faaliyet veren her alanına bu tepkiyi yaymak , yaşıyorum diyebilmenin en başat gereksinimidir . Israrla suskun kalmayı yeğleyen bir elitlik anlayışın konformizmini kovaladığımız sürece , haklı bir savunma mekanizması geliştirip , ikna edici argümanlarla içini doldurabilmemiz mümkün değildir .

Tiyatro edimi seyircinin özgürlüğüne yapılmış bir çağrıdır . Ancak bu çağrının çekim gücü , çağrıyı yapanın becerisine bağlı olduğu kadar , tutarlı ve ahlaki tavrına da bağlıdır . Kendi çağrımızın etkinliğini geliştirmek de ancak , kendinizi kanıtlayabileceğiniz bir çeşitlilik düzleminde mümkündür . Kendini kanıtlamak , kendini var etmek nesnel bir karşılaştırma olmaksızın gerçekleşemez . Genelde var olan sanat hayatı , özelde ise tiyatro düzlemi ne kadar çeşitlilik içerirse sizin varlığınız da o kadar anlam kazanır . Ben varım demek varlık için yeterli bir kanıt olmadığı gibi , bir devamlılık garantisi de taşımaz . Sanat kavramı sürekli değişip gelişen sonsuz bir derinlik içerir . Ancak bu derinliğin içinde boğulmadan var olabilmek , sanatçının sanatı aracılığı ile yaşama tanıklık etmesi ve yaşadığı hayatın tüm olumsuzluklarına ahlaki olarak tepki vermesi ile gerçekleşir . Aşırı bir genelleme olmasına karşın “ her insan yapılan her şeyden sorumludur “ vargısı doğru bir saptamadır . Sözgelimi Türkiye deki insanların yüzde sekseni yoksulluk sınırının altında demedikçe , yüzde seksenin açlığı bir şey demek değildir . Çeşitliliğimizi arttırmak yönünde atılan her adım hemen herkesçe sahiplenilmelidir . Ancak içinde olduğumuz durum çeşitliliğimizi arttırmak değil , korumak olarak algılanabilir . Eğer bizler bu gün , gelinen bu noktada çeşitliliğimizin sınırlarını koruyamıyorsak , özgürlüğümüzün sınırlarını hiç koruyamayız ve özgürlük bizim için erk' in verdiği şıklardan birini seçmekten ibaret bir illüzyon olur .

Her iki tiyatroya yapılan uygulama haksızdır ve hepimizin bu haksızlığa bizlere yapılmış gibi tepki vermesi kaçınılmazdır . Çünkü adaletsizlik bir alanın hepsi için geçerli bir olumsuzluktur ve bütün alanı kapsaması an meselesidir . Sözgelimi bu ki tiyatro grubunun , genel sanat yönetmenleri D. T. Sanatçısı oldukları için yardımın kesildiği öne sürülmüştür ( o tiyatrolarda çalışan onlarca insan göz ardı edilerek ! ), peki ya günün birinde bu uygulama sinema , tv alanında da çalışanları ya da kira geliri olanları da kapsarsa… ! ( örneğin : ödenekli sanat kurumları hiçbir emekli sanatçıyı çalıştıramamaktadır , hatta çalışan kişi para almamayı taahhüt etse bile ) Tabi bu olayın “ bu gün sana yarın bana “ gibi amiyane yanı … ahlaki olan , sanat yapan insanın evrendeki tüm olumsuzluklara etik tepki vermesi ve bunlara tanıklık etmesidir . Yani işgallere , insan hakkı ihlallerine , düşünce cezalandırıcılarına , sansürcülere , tekellere ve tröstlere , savaşlara ve… Tiyatro Oyunevi ve Tiyatro Pera'ya , sırf yöneticileri erk ‘e karşı ahlaki bir tavır aldı diye haksızlık yapanlara , insanı insan yapan en önemli unsur , etik doğrultusunda tepki verip , ben de yaşıyorum demesidir . Çünkü yapılan uygulama bir tür sansürden başka bir şey değildir .

Alışkanlıkların belirlediği , gündelik klişelerin arasında zaman ve uzamla uzlaşmayı ya da düzenin gücünü kabullenmeyi rahatlık sayarız . Her gün , her dakika evet dediğimiz halde , içten içe , bilinçaltı mezarlığımızdan gelen bir dürtüyle hep hayır anlamı taşır , evetler … Uzlaşmayan yalıtır , damgalanır , patolojik vaka muamelesi görür ; zaman içinde ya uzlaşmaya boyun eğer , ya da iteklenmeye … yani uzlaşma bir zorunluluktur ve totaliterdir . Yaratıcı aklın , gündelik hayatın klişeleri ile uzlaşmaz tutumu düzen için bir tehdittir . Dev toplumsal problemleri , düzen çıkar ilişkisini ve şiddeti oluşturan nedenleri biliriz ama hep inkar ederiz . Kişiliğini korumak , var olmak yönünde ısrarlı bir tutum , zamana uyma konusunda derin gedikler açar benliğimizde . Gedikler , tutkularımızın gündelik hiçliğe karşı manifestosudur . Düzen yolunu değiştirir uzlaşmayanın , yarattığı içsel özgürlüğün tadını kaçırır , tedavi adı altında hadım eder yaratıcılığı, keser atar tutkularını ve bilgimizin yegane sığınağı aklımızı recm eder zamanın taşlarıyla . Bu uygulamanın adı normaldir ve tüm zamanların tiranıdır …ruhları iğdiş edilmiş insanların , inkar düzleminde , kendileri yarattıkları halde , hakim olamadıkları ( ama öyle sandıkları ) bir sistemin , hiçlik ülkesinin kralıdır normal . Bizler , aslında içten içe nefret ettiğimiz efendimizden ; doğrulanma yoluyla bir taltif bekleriz ve genelde de alırız . Kendimizi , zamanımızı , ülkemizi sevdiğimizi sanırız ve inatla , ve her gün , ve yeniden kendimizi buna inandırmaya çalışırız ; oysa o an şehrimizde kafamızı bile kaldırmadan yürüyoruzdur , direktiflerin yolunda tutkularımızı döke saça .

Son olarak ; bu yazıyı kaleme almamdaki temel dürtü , politik olduğu kadar etiktir ;

O tiyatrolarda çalışan ve üreten arkadaşların yüzlerine bakıp ellerini sıkabilmemin tek yolu ,

Kendi tepkimi vermek ve bu tepkiye hemen herkesi davet etmek ve bu yazının sırf haksızlığın retoriği olmaması için , bakanlık ve medya dahil her yere yollamaktır . Ayrıca gerek bir oyuncu ve tiyatro çalışanı olarak, gerekse maddi olarak, verebildiğim her desteği kendilerine vereceğimi taahhüt ediyorum .

Canberk Uçucu

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu

 

yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.