SANAT KÜLTÜRDÜR, ÖYLE İSE ONU ÖLDÜR!
Okday Korunan

Ulusal sanat konseyi fikri ve geçtiğimiz Nisan ayında PEN Yazarlar sendikasının sağlamış olduğu imkanlar dahilinde toplanan gündemli çalışma, bir lüksün yerine getirilmesi değil, Ulusal bir ihtiyacın karşılanması noktasında; önemi, önümüzdeki günlerde çok daha iyi anlaşılacak yoğun ve ciddi bir çabanın kıymetli adımlarından biri idi.

Bu toplantı Ulusal sanat konseyi yolunda sivil mesleki insiyatiflerin konu hakkındaki kararlılığına şahitlik ederken, heyecanları diri tutmanın gereğini ve önemini bizlere hatırlatıyordu.

TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) adına bir katılımcı olarak düşünce ve deneyimlerim doğrultusunda, birkaç konuyu bu toplantıda paylaştığım ölçüde, sizlerle de paylaşabilmeyi diliyorum;

SUNUM:

Mesleğimizle ilgili alanı büyüteç altına aldığımızda karşımıza iki ana başlık çıkıyor.

· Ulusal Tiyatromuzun Sorunları
· Ulusal Tiyatromuzun Çalışanlarının Sorunları
Teknik olarak konuyu iki başlığa ayırsak bile; sanırım alan içindeki uygulamada, birini diğerinden ayırabilmek pek de olası değil.

AÇILIM:

Dilerseniz konunun en sıkıntılı zirve noktalarına kısaca değinelim, TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) olarak da önerilerimizi süratle sıralayalım;

Sanat kavramı ve felsefesi, tüm sanatların kusursuza yakın bir özenle gerçekleştirilmesi felsefesinin tanımı iken, ülkemizde bir mesleğin adı olarak algılanmakla ciddi bir krize sebep olmaktadır.

Bugün alanımızda eksik olan mesleki tanım ve tarifelendirme ciddi sorunların çıkış kapılarını da kapatarak, bizleri dipsiz kuyularda boğma eğilimindedir. Elinizde tarifiniz yoksa; neyi, neye göre çözecek, nasıl yasa yapacak ve nasıl uygulayacaksınız? Aşmamız gereken ilk engel Anayasamızın 64. Maddesinin acilen revize edilmesinden geçmektedir.

64. Madde de yer alan "Devlet sanatı ve sanatçıyı korur, sanatın gelişmesi ve yaygınlaşmasını sağlar" genel ifadesi yerine "Devlet sanatın bir yaşama biçimi halini alması doğrultusunda, yurttaşlarımızın demokrasi kültürünü geliştirmek ve bu kültürün gerekleri doğrultusunda eleştiri ve öz eleştiri kavramlarını benimsemeleri amacı ile, Tiyatro, Opera, Bale, Müzik, Mimarlık, Edebiyat, Şiir, Fotoğraf, Sinema, ve benzeri alanların geliştirilmesi için gereken çalışmaları yapar, söz konusu mesleklerin sevk idaresini oluşturacak devletin güvencesine haiz organizasyonlar ve gelişmelere açık düzenlemeler yapar." Şeklinde veya benzer şekilde yeniden düzenlenmesi, sorunların çözümü alanında atılacak en önemli adım olacaktır.

Alanın çizgilerini çağdaş noktada çizebilecek Geniş Çaplı yasal düzenleme' nin eksikliği karşımıza geçip dikilmektedir... Bir anlamda Ulusal Hukuk Reformu'nun eksikliği. Alanımıza ve bizlere toplumdaki diğer alanlardan daha fazla acı vermektedir. Konunun çözümünü çağdışı yöntem ve biçimlerle aramaktan ivedilikle kurtulmalıyız.

Bugün Özgür ve özerk sanat alanlarının yaratılmasında ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. genel bir ifade ile hattâ varlık sebebimizin sorgulandığı günlerden geçiyoruz.

Değerli ustamız, sanat adamı ve aşığı Muhsin Ertuğrul hocamızın; "Sanat eğitimi, Kültür eğitimidir." Sözündeki kıymetli vurguya gözlerimizi yumacak şekilde; Kültür ve sanatı, Turizm ile birlikte mütala etmeye başladığımız günleri yaşıyoruz. Bu gelişmeleri Türkiye'nin geleceği için kaygı ile karşılıyor, dikkatle izliyoruz. Bir Ulusal görev, uyarıcı bir uzman insiyatif olarak konunun altını çizerek vurguluyoruz. Hatada ısrarın daha büyük bir hata olacağı gerçeğini hatırlatıyoruz.

Düşüncenin, ancak özgür, özerk, bir ortamda; estetik ifadelendirilmiş biçimi ile sanatlı olma fırsatı bulacağını, bunun da ciddi bir kültür ve kültür yaratan asal unsur olduğunu duyuruyoruz.

Söz konusu alanın insana, yarınlara yapılan bir yatırım olarak görülerek; ekonomik bir değerle ölçümünün fazlası ile yanıltıcı olacağının altını çiziyoruz.

Ekonominin temel belirleyici olduğu bir alan olan Turizm' le, konunun iç içe sokulmaya çalışılıyor oluşunu yadırgıyor, ciddi bir yanılgı içinde olduğumuzu söylüyoruz.

Sanatın öznel yoldan evrensel kültüre olan ayrıksı katkısı, özelliği gereği ayrıksı bir ortamdan beslenmek zorunluluğunu da doğurur; biyolojik yaşla, matematiksel rakamlarla, istatislik vektörlerle ve bunlara dayalı ekonomik tedbirlerle alınacak her türlü karar sanatın önünü tıkar. Kültürü yozlaştırır, Türkiye'nin ve insanımızın ufkunu daraltır. Hiç kimsenin böyle bir yanılgıya izin ve prim vermeyeceğine de inancımız tamdır.

Özgür yarınlar yaratmak düşüncesi ancak; özgür ve özerk bir sanat ortamının varlığı ile hayat bulacaktır.

Bu gerçekten hareketle özerk sanat konseyi, sivil insiyatiflerin önemli katkıları ile gelişerek yolunu yürüyecek olgunluktadır.

Burada bizlere düşen görev; zihinsel sivilleşmeye daha fazla önem vererek; Empati kültürünün hızla yayılmasına olanak sağlayacak şekilde, çevremizde ve insiyatiflerimiz içinde, bilgi toplumunun gereklerini yerine getiren bireylerin sayısını hızla çoğaltmak ve bu kadrolara fırsat vererek bu anlayışı daha işler duruma getirmek olmalıdır.

Göstermelik anlayışlar ve nitelikten uzak, nicel sayılarla iç eğitim ve disiplin eksikliği içinde davranarak; haklı bir davada, aydınlık bir gelecek kurma yolunda, büyük engellere ve engellemelere davetiye çıkartacağımız açıkça görülmelidir. Bu tür oluşumların önü mutlaka kesilmelidir.

Kısa sürede egolarımızdan sıyrılarak, meslek içi çekişmeleri derhal terk ederek, konuya gereken önemi göstermeliyiz.

Konunun şakaya gelmeyeceği gerçeğini idari ve siyasi kadrolara hattâ ulusumuza anlatabilmenin yollarını da geliştirip uygulamaya koymalıyız.

Konuşan değil; üreten, eyleme geçen, sağ duyulu, eylem insanları olmak zorundayız. Yani daha sıkı duvarlar örmeliyiz. Unutulmamalıdır ki; bir zincirin gücü onun içindeki en zayıf halka kadardır. Bu yüzden her birimiz, bir diğerimizden sorumlu olmalıyız. Sivil insiyatifler sanıyorum zaten bu şekli ile de tanımlanabilecek bir yapıdır. Esas olan sorumluluktur. Sorumluluk duygusudur.

Dünya düzenini belirleyen, hatlar çizen unsurlar, güçlerinin gerisinde hiçbir haklı gerekçeleri bulunmayanlar, diledikleri yere girip, gezdikleri coğrafyalarda rahatça karşılarındaki toplumları öncelikle psikolojik ardından maddi çöküntülere uğratabiliyorlarsa; onlara, o coğrafyalarda olanak sağlayan, özgür ve özerk sanat anlayışının olmayışıdır.

Ulusal; resmi, heykeli, müziği, dansı, edebiyatı, tiyatrosu, sineması, mimarisi, olmayan bir toplumsal yapıda felsefe oluşup, gelişebilir mi? Düşüncenin, dilin, ifadenin olmadığı bir alanda adalet, erdem, estetikten söz edilebilir mi? Ulus olmak fikri yeşerip, coğrafyasında kültürel değerlerini bilen, koruyan onlara sahip çıkan nesiller yetişebilir mi? Bağımsızlık ve demokrasilerine sahip çıkan bireylerden söz edilebilir mi? Ulusal kimlikle, her türlü emperyalist baskıya karşı savaşılabilir mi? Fikri hür, irfanı hür, çağdaş nesillerden söz edilebilir mi?

Uluslar arası anlaşmalara taraf olmuş imza koymuş Cumhuriyetimizin, kurucusunun öngörüsü izinde hiçbir sapmaya izin vermeyecek kararlılıkla her alanda ve konumuzu ilgilendiren; Roma, Bern , Wıpo anlaşmaları çerçevesinde bu alanın üreticilerinin temel haklarını koruyan yasal düzenlemeye ivedilikle gidilmelidir.

Üretimin en önemli motivasyonu olan taktir ve bu taktirin ödül biçimlerinden olan ekonomik destek noktasının tasarruf edilemeyecek bir konu olduğu ortadadır.

İnsan hakları ve çağdaş standartlarda geniş kapsamlı iş ve sosyal güvenlik, yasaları ile entegre bir oluşumdan uzak her türlü uygulama ve düzenlemenin bizleri bir kez daha sıkıntıya sokacağı hafızalara kazınmalıdır.

SONUÇ:

Mal ve hizmet ithallerindeki kolaycılıkla, fikir ve uygulama ithal etmemizin ne büyük bir yanılgı olduğu tarihsel bir deneyim olarak Tanzimat'tan beri sonuç ve uzantıları ile karşımızda durmaktadır.

Her türlü çözüm bizimle, bizim insanımızla bize uygun yol ve yöntemlerle gerçekleşebilir. Buna olanak sağlamak görev ve sorumluluğu; siyasetçisi, bürokratı, meslek çalışanı ile hepimizin üzerine düşen ulusal bir görevdir. Yarınlar adına bizlere verilmiş bir ödevdir.

Bu alanda önemli bir adım olan ulusal sanat konseyi için gerekli tüm katkıyı sağlamaya ve takipçisi olmaya hazır olduğumuzu; TOMEB ( Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) adına bir kez daha hatırlatır, tarihi sorumluluk almış olan Ulusal Sanat Konseyi yürütme kuruluna yeni çalışmalarında başarılar diler, saygı ve sevgilerimizi sunarız.


yazar@tiyatrokeyfi.com

 

Copyright © 2002 SMSNET Yazılım İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.