Yazan: Jaroslav Hasek/ Çev: Charles Apotlehoz/ Uyarlayan: Selahattin Hilav/ Yön: Ayşenil Şamlıoğlu Dekor: Hakan Dündar/ Kostüm: Funda Karasaç/ Işık: Selahattin Yazar/ Müzik: Kemal Günüç Şarkı Sözleri: Ayşenil Şamlıoğlu/ Dans: Cihan Yöntem/ Kukla Düzeni: Sedat Savtak  | Antalya Devlet Tiyatrosu bu sezon repertuarına aldığı oyunlarla son 5 yıllık süreçle arasına ciddi bir mesafe koymayı başardı. Farklı üsluplar ve zengin bir içerik sunan repertuarın son halkası Jaroslav Hasek'in "Aslan Asker Şvayk" adlı oyunu. Oyun, geçtiğimiz yıl Musahipzade Celal'in "Pazartesi,Perşembe" sindeki aykırı yorumu ile Antalya izleyicisinin beğenisini kazanan Ayşenil Şamlıoğlu rejisiyle sahneleniyor. Antaya izleyicisi Ayşenil Şamlıoğlu'nun yaşamdaki grotesk'i ve absurd'u sahnede yeniden kurgulama başarısını,sahnede yarattığı dinamizmi ve samimiyeti sevdi. |
Kendimizi içine yerleştirmekte zorluk çektiğimiz bir dünya karşısındaki yabancılığımız ve kırılganlığımız Şvayk'ın "aklın yasalarını" bozan kendiliğindenliği karşısında yeni bir anlam kazanıyor.İnsan için, insan tarafından yaratılan İnanç,adalet ve güvenlik sistemlerinin artık tanımlanamaz bir üst sistem olarak insanı tehdit eder hale gelmesi bu sistemin yarattığı olağan,akli ve norm-al kavramlarının nasıl tersine döndüğünü de açıklıyor. Şvayk tüm reddedişsizliği içinde, kendisi için önlem almaya kurulu sistemi bu refleksif çabasında "itaat etmeyi son noktasına dek sürdürmesiyle" erksiz ve çaresiz bırakıyor. Çünkü Şvayk'ın kendiliğindenliği karşısında erkin gerçekleşeceği bir alan kalmıyor. Şvayk'ın "habersizliğinin" imha ettiği bu alan her türden savaşın yeniden üretildiği tanımlanmış aklın alanı. Şvayk'ın "avanak" masumiyeti bu alanı olumsuzlamanın ve yadsımanın barışcıl sembolüne dönüşüyor. Şamlıoğlu, Aslan Asker Şvayk'la, büyük oyunun bizlerin mikro oyunlarını sürekli bir biçimde süreksizliğe mahkum edişini, oyunculukların kukla-insan kıvamındaki bol noktalı devinimlerinde ve akılcılığı ve gerçekliği müphem yaşantının çığrından çıkmış hızını parmağına dolayarak, sahneyi, groteskin tanımlanamazlığı içinde yeniden ama yaşamdan daha ikna edici bir biçimde örgütlemeyi başarıyor. Grotesk'i çürümenin değil, tuz basmanın sanatı olarak tanımlayan Dürrenmatt gibi Şamlıoğlu'da özellikle 11 Eylül olayları ve bunun sağladığı bahaneyle sürdürülen post-modern şiddetin tiksindirici,çirkin ve uyuşumsuz ufkunda elindeki tuzun tamamını boca ediyor. Ayşenil Şamlıoğlu'nun renkli ve samimi tiyatro dili ve ekibiyle kurduğu dolaysız etkileşim seyirciye de yansıyor. Aslan Asker Şvayk'ı izlerken oyuncuların tamamının sahneden yansıyan oyun keyfine tanık olduk. Şvayk rolünde Ali Meriç hafızalardan silinmeyecek bir oyunculuk çıkardı. Ekibin tamamı 3 saatlik zorlu tempoya karşın seyirciyi sahneye bağlamakla kalmadı bizleri de bu tempoya ayak uydurmaya ikna etti. Çift döner sahne üzerine oturtulan dekor, fonda, tanımlanamaz bir dünyanın kendini fazla ele vermek istemeyen, belki unutulmuş, belki oyunun dışına atılmış suretlerini çağrıştıran kukla düzeni, kostümlerin ve makyajın oranları bozulmuş bir dünyada kaba,komik,tiksindirici ve çirkin olanı temsildeki ustalığıyla,sistemin iğrenç ve korku verici görünümlerinin gün ışığına çıkarıldığı,deşifre edildiği, bilinmezin dile getirildiği bir oyun kurarak yine Dürrenmatt'ın deyimiyle bizi 3 saat boyunca korkularımızın efendisi kılmayı başarıyor Şamlıoğlu ve bütün bir ekip. Hayatımızın karabasana döndüğü bir dönemde tatlı bir çalım, kocaman bir nanikle "sizi gidi norm-aller siziii"der gibi Şamlıoğlu... (*) Kamil Masaracı. Cumhuriyet gazetesi bant karikatüründen yıllar öncesinden aklımda kalan bir başlık. yazar@tiyatrokeyfi.com
|